‘Yirmi altı varlık’ ve 'yaratıcının çağrısı'

11 Tem 2021

7 mezara 26 çocuk gömüldü o gün. Çamurun içinde boğulurken ne hissettiler, asla bilemeyeceğiz. Aralarında 7 yaşında olanlar bile vardı ve 12 saat madende çalıştırılıyorlardı. Böyle inşa edildi işte o büyük uygarlıklar!

 Arif Mostarlı

İngiltere’nin Yorkshire bölgesindeki Silkstone Parish Kilisesi'nin avlusunda, eski bir anıtın üzerinde şunlar yazılıdır: “Dikkat edin ve dua edin, çünkü vaktin ne zaman geleceğini bilemezsiniz."

Anıtın doğru yüzünde yazılı olanlar ise şöyle: “Bu anıt, 4 Temmuz 1838'de Parish'te gerçekleşen Yüce Tanrı'nın korkunç bir ziyaretinin anısını sürdürmek için dikildi. O olaylı günde, Rab, gök gürültüsü, şimşek, dolu ve yağmur gönderdi, büyük bir yıkım getirdi ve ani bir su patlaması ile isimleri burada yazılı olan yirmi altı varlık, aniden yaratıcının önüne çıkmaya çağrıldılar.”

Havalı cümleler değil mi? İşin içine biraz mistik hava, biraz da ‘Tanrı iradesi’ ve hatta ‘fıtrat’ filan kattığınızda, durum neredeyse ulvileşiyor ve gerçeğin üstü örtülmüş oluyor. Ama Huskar maden ocağındaki durum hiç öyle olmamıştı; “yirmi altı varlık” diye belirsizleştirilen o çocukların hepsinin birer isimleri ve vardı ve onları çamurlu suyun içinde boğan Tanrı değil, maden ocaklarının açgözlü patronlarıydı.

Yerin altında 12 saat

4 Temmuz 1938 günüydü… Güney Yorkshire Kömür Sahası'ndaki Silkstone bölgesindeki Huskar maden ocağında, Kraliçe Victoria'nın taç giyme kutlamaları şerefine verilen dört günlük (tabii ki ücretsiz!) tatilin ardından, yaklaşık 50 çocuk ve 33 yetişkin işçi yerin yüzlerce metre altında ekmeklerini kazanmaya çalışıyorlardı. Çocuklar, 7 ile 15 yaşları arasındaydılar. Huskar’da anlaşma genelde evin erkeğiyle ya da en büyük ağabeyle yapılır, iki hafta içinde belirli bir miktar kömür üretmesi için sözleşme imzalanırdı. Çocuklar, daha çok kömürün arabalar ve geçitler aracılığıyla yüzeye taşınmasında çalışırlardı. Günlükleri altı peniydi ve 12 saat boyunca mum ışığında çalışıyorlar, iş, karanlık ve nemli ortamda dinlenme ve yemek molaları bile olmaksızın sürüyordu.

Panik ve sıkışma

O gün sabah işler yolundaydı yine de. Ancak öğleden sonra başlayan fırtına ve sağanak yağmur her şeyi çığırından çıkardı. Madenciler çukurdayken, su yukarıdaki her yeri harap etmeye başlamıştı. Daha da kötüsü bu arada tahliye için kullanılan motorlar da sel yüzünden bozulmuştu. Yönetici, aşağıdaki çocuklara oldukları yerde kalmaları talimatını gönderdi ama çocuklar panik halindeydi. Yukarıdan gelen gök gürültüsü seslerini patlama sanıyorlar ve çukurun dibindeki sıkıştırılmışlık duygusu hepsinin psikolojisini mahvediyordu. Sonunda, 9 saattir kuyunun dibinde olan çocuklardan 40’ı, ‘Gün deliği’ denilen bir havalandırma koridorundan şanslarını denemeye karar verdi. Bilmedikleri şey, çıkışın tepesine yakın bir yerdeki derenin taşmak üzere olduğuydu. Çocuklar yokuşu tırmanırken, büyük bir su kitlesi aniden üstlerine boşaldı ve 40 çocuktan 26’sı az önce geçtikleri havalandırma kapısına sıkışarak çamur içinde boğuldular. 14’ü, tamamen tesadüfen bir köşedeki geçide sığınarak hayatta kalabildi.

Cesetler, ancak su azaldıktan sonra çıkarılabildi. 6 Temmuz’da, kasabadaki her evin kapısından içeri, bir ya da iki çocuk cesedi girmişti. 7 Temmuzda da çocuklar yedi mezara yerleştirildi; Üçünde 11 kız, diğer dört mezarda 15 erkek…

Yine onlar suçluydu

Soruşturma ise beklendiği gibiydi. Görevli Benjamin Mellow, soruşturma komisyonuna verdiği ifadede, “Çocuklar çukurda ya da kuyuda kalsaydı, oldukça güvende olacaklardı, su boğuldukları yer dışında hiçbir yere yükselmedi” demişti. Komisyon, hayatta kalan çocukların ifadelerini de aldıktan sonra "kaza sonucu ölüm" kararını verdi. Çocuklar, doğru davranmamışlar, söz dinlemeyip yanlış bir yoldan kurtulmaya çalışmışlardı! Mesele bu kadar basitti! Doğal olarak kararda, 7-8 yaşlarındaki minicik çocukların yerin altında nasıl çalıştırıldığı sorusu yer almadı.

Ama olay ülke çapında bir etki yaratmıştı yine de. Yoğun tepkiler üzerine taze kraliçe Victoria zahmet edip konuyla biraz ilgilenince kömür madenlerinde çalışan kadın ve çocukları araştırmak için bir Kraliyet Komisyonu kuruldu.

Komisyon’un tek faydası, 1842 Maden Yasası'na yol açması oldu. Katliamdan 4 yıl sonra çıkarılan yasa müthiş bir düzeltme (!) getirmiş, on yaşın altındaki kız ve erkek çocukların yeraltında çalışmasını yasaklamıştı! On yaş!

Huskar madeninde 26 çocuğun başlamadan biten hayatlarının hikâyesi bu kadar işte. Tek tek isimleri ve yaşları yan tarafta yer alıyor.

"Yaratıcının önüne çıkmaya çağrılan" 26 çocuktu onlar. O anda, su ve çamurun içinde boğulurken ne hissettiklerini ise asla bilemeyeceğiz. Bir şeyi biliyoruz ama: Uygarlık dedikleri şu şeyin her köşesinde, çocuklarımızın kanı var!

 

******************

George Burkinshaw (10)

James Burkinshaw (7)

Isaac Wright (12)

Amos Wright (8)

James Clarkson (16)

Francis Hoyland (13)

William Allick (12)

Samuel Horne (10)

Eli Hutchinson (9)

John Simpson (9)

George Barnett (9)

George Lamb (8)

William Walmseley (8)

John Gothard (8)

James Turton (10)

Catherine Garnett (8)

Hannah Webster (13)

Elizabeth Carr (13)

Anne Moss (9)

Elizabeth Hollin (15)

Hannah Taylor (17)

Ellen Parker (15)

Mary Sellars (10)

Sarah Jukes (8)

Sarah Newton (8)

Elizabeth Clarkson (11)

Arif Mostarlı

Arif Mostarlı


Etiketler : Arif Mostarlı,